İzmir Özel Türk Koleji

Geleceği Boğuyoruz Projesi

İzmir’in girişinde bulunan Bornova, 442. 839 nüfusu olan bir ilçedir. Kurulduğunda şehrin dışında olsa da zamanla şehrin ortasında kalan fabrikalar hava kirliliğine neden olmaktadır. Bu kirlilik de başta insanlar olmak üzere tüm canlılara büyük zarar vermektedir.

Hava kirliliği; havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek miktar, yoğunluk ve sürede atmosferde bulunmasıdır. Hava kirliliğinin doğal ve yapay olmak üzere birçok sebebi vardır. Hava kirliliği, tek başına canlı hayatı için büyük bir tehlike iken hava kirliliğinin neden olduğu su, toprak kirliliği de insan ve tüm canlıların hayatını olumsuz etkilemektedir.

Hava kirliliğine neden olan doğal sebepler ( yanardağ faaliyetleri, orman yangınları, çöl tozları vb.) atmosferde kalıcı kirliliğe yol açmaz ancak insanların yarattığı kirlilik ( ısınma, ulaşım, sanayii vb. nedenlerle) ekolojiye, canlılara daha çok zarar vermektedir.

İzmir geneline bakıldığında da şehrin gittikçe büyümesi ile yerleşim artmış dolayısıyla da sanayii bölgeleri ve fabrikalar şehrin ortasında kalmaktadır. Şehrin son yıllarda oldukça göç alması da konutlaşmada ve trafikte artışa neden olmuştur. Bu durum yeşil alanların azalmasına ve insanların daha fazla egzoz gazlarıyla karşı karşıya gelmesine yol açmaktadır.

TÜİK verilerine göre İzmir son yıllarda oldukça fazla göç almıştır. Bunun sonucu olarak da özellikle yüksek bina sayısındaki artış ve yapılaşmanın sık sık olması kirli havanın dağılmasını sağlayan hava koridorlarına engel olmaktadır. Böylece kirli hava şehrin ortasında kalmaktadır.

Bornova’da yerleşim yerinin tam ortasında, şehrin otogarının yanında bulunan, 1953 yılında faaliyete geçen fabrikanın 1975-1980 yıllarında çalışmış işçileriyle yaptığımız röportajda şunlar anlatılmıştır:

“Fabrika önceden çamur sistemiyle çalışıyordu ve biraz daha zararsızdı toz çıkmadığı için. Daha sonra kuru sisteme geçildi. Kuru sistem dışarı çok toz atan bir sistemdir. Fabrikada da bu sistem için kullanılan fırınlara kapasitesinin üstünde yükleme yapılıyordu ve bu da dışarıya çok daha fazla toz kaçmasına neden oluyordu.

Fabrikanın 3-4 km çevresinde bulunan yerleşim yerlerinde akciğer hastalıkları ve kanser artmaya başladı o yıllarda. Fabrikada da özellikle yükleme bölümünde çalışanların en fazla iki maaş alabilecek kadar yaşadıkları, çoğunun daha fazlasını göremeden öldüğü bilinmektedir.

Bunun araştırılması için üniversiteden uzmanlar getirttik işçiler olarak ve uzmanlar da fabrikanın çevresinde yerleşim yerinin olmaması gerektiğini, bunun insan sağlığına oldukça zararlı olduğunu belirttiler. Bunun raporlaşmasını istediğimizde de birçok mercii ile sorun yaşayacaklarını belirterek rapor vermediler. Yerleşim yerleri azalacağına iyice fabrikanın etrafına yayılmıştır.”

Tabii bu örnek ülkemizde sadece İzmir ilinde değil; birçok ilimizde, sanayileşme, trafik, kötü yakıt kullanımı tüm canlıların ölümü solumasına neden olmaktadır.

Hava kirliliği insanı doğrudan etkilediği için aslında evrensel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Birçok ülke, kendilerine temiz hava sağlamanın peşine düşmüş durumdadır.

Berkeley Earth Çevre Araştırma Kurulunun hesabına göre Çin’de hava kirliliğinden yılda 1.6 milyon kişi ölmektedir, günde ise 4 bin kişi…

Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) 3 bin yerde yaptığı ölçümlerden elde ettiği yeni verilere göre dünya nüfusunun %92’si kirli hava soluyor. Dünyada 6.5 milyon ölümün sebebi de hava kirliliğidir.

Dünya Bankası “Hava Kirliliğinin Bedeli” raporunda 2013’te hava kirliliğinin sebep olduğu ölümlerin yarattığı iş gücü kaybının 225 milyar dolar olduğunu açıkladı. OECD’nin aynı başlıklı 2014 raporuna göre ise 2010’da ülkemizde 28.924 kişi hava kirliliğine bağlı nedenlerle ölmüştür. Bunun da ülkemize maaliyeti 58.5 milyon dolardır.

Tüm dünyada artış gösteren hava kirliliği atmasforde çeşitli tepkimelere girerek zararlı gazlar ortaya çıkarmaktadır. Bu gazlar, yağışla birleştiğinde “asit yağmurları” olarak yeryüzüne inmektedir. Yeryüzünde bu yağmurlar hem toprakla hem yeryüzü sularıyla temas etmektedir. Bu da yeryüzü sularındaki canlıların yok olmasına, bitkilerin topraktan beslenemeyip kurumasına dolayısıyla ekolojik hayata büyük zarar vermektedir. İnsanlarda çeşitli solunum yolları hastalıkları, akciğer kanseri, nefes darlığı gibi hastalıklara yol açar.

Gelişen sanayii ve teknoloji ile yaşam koşullarımız iyileştirilmek yerine, insan sağlığını tehlikeye atan para odaklı çalışmalar yapılmaktadır. Değer verdiği tek şey maddiyat olan patronlar, devletler kendilerine de zarar verdiklerinin farkında mı? Kişisel hırsların dünya çapında bir sorun teşkil etmesi kulağa imkansız gelse de gerçek bu! Peki, bu kötü gerçeği yaratırken insanlığın içinde kendimizin ve ailemizin de olduğunu hatırlıyor muyuz? Hatta çocuklarımızın, torunlarımızın da hayatını tehlikeye attığımızı, kendi geleceğimizi kendi ellerimizle boğduğumuzu görebiliyor muyuz?

Peki, daha temiz bir hava dolayısıyla da daha sağlıklı, daha insancıl bbir yaşam için ne yapmalıyız?

İlk hedefimiz insan sağlığını korumak olmalı ve devletler, şahıslar bunu gözeterek önlemler almalıdır. Temiz enerji kaynakları ve kaliteli yakıt kullanımının halkın ulaşabileceği kolaylıkta olması önemlidir. Baca temizliği, binalarda ısı yalıtımı yapılması da hava kirliliği için alınması gereken önlemler arasındadır.

Araçlarda da bakım ve onarımın zamanında yapılması zararlı gazların çevreye yayılmasını azaltmaktadır. Araç kapasitelerinin üstünde yük ve yolcu taşımamak da fazla gaz çıkışını engellemektedir. Bu nedenle araç bakımına ve araç kapasitesini zorlamamaya özen göstermeliyiz.

Sanayide ise temiz yakıt ve hammadde kullanımı, kirliliği kaynağında yok edecek teknolojilerin kullanımı, baca bakımı ve bacalarda filtre kullanımı, atıkların değerlendirilip düzenli ve sağlıklı boşaltılması, tesislerin yerleşim yerlerinin dışına yapılması ve tüm insanlığın bu konuda bilinçlendirilmesi hak ettiğimiz temiz hava için başlıca yapılması gerekenlerdir.

Peki, bireylere düşen görevler yok mu bu konuda? Elbette var! Bizler de toplu taşıma; yakın mesafelerde yürüme ya da bisikletin tercih edilmesi trafikteki araç sayısını düşürecektir. Bu da hava kirliliğinin azalmasında önemli bir pay demektir. Kullanılmayan zamanlarda elektrikli aletlerin kapatılması enerji tasarrufu açısından önemlidir. Bu da o enerjiyi üretmek için havanın kirlenmemesi demektir.  Mümkünse fosil yakıt kullanımından temiz enerji (güneş, rüzgar, jeotermal) kullanımına geçilmelidir.

Kısaca kendimiz ve geleceğimiz için hem devlet hem toplum hem de bireysel yapacağımız birkaç düzenleme arkamızda mutlu ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için yeterli olacaktır. Hepimizin bunun önemini kavramalı ve geleceğimizi boğmamalıyız.