İzmir Özel Türk Koleji

EĞİTİM: Z Kuşağı ve Eğitim

Sabırsız, Sonuç Odaklı ve Çok Teknolojikler

 “Jenerasyon” kavramı, 1960’lardan itibaren eski geleneklerin çöküşüyle beraber sıklıklar kullanılmaya başlandı. Yeni gelişmeleri kuşaklar arasındaki çatışmaları çözümlemede işimizi kolaylaştıran bu kavram, olayları sosyolojik ve psikolojik olarak değerlendirmemize olanak sağlıyor. Araştırmacılar, nesilleri şu şekilde sıralıyor: Bebek patlaması kuşağı (baby boomers), X jenerasyonu, Y jenerasyonu ve ardından gelen Z jenerasyonu.

1995 yılı ve sonrasında doğanlar Z kuşağı namı diğer ‘’ben jenerasyonu’’ olarak adlandırılıyor. Teknolojinin hayatımızda kapladığı alan arttıkça kuşaklar üzerindeki etkisi de fazlasıyla arttı. Her şeyde olduğu gibi eğitim alanında da Z kuşağına fazla farklı yöntemler kullanmak gerekiyor.

Z kuşağı, öğrenme sürecine doğrudan ve yaparak/yaşayarak dahil olabilecekleri sosyal öğrenme ortamlarını benimseme eğilimi gösteriyor ve sürükleyici bir eğitim parçası olmak istiyorlar. Bu yüzden günümüz öğrencileri pasif öğrenciler olmayı reddediyor. Sınıfa gelip ders boyunca oturmak ve girecekleri sınavlar için ezberleyecekleri notlar almak onlara göre değil. Bunun yerine, derse tam anlamıyla katılmak ve öğrenme sürecinin aktif bir parçası haline gelmek istiyorlar. Aynı zamanda sınıf tartışma ortamlarını, beyin fırtınalarını ve interaktif öğrenme ortamlarını geleneksel öğrenme yöntemlerine tercih ediyorlar.

Biz Değil “Ben” Diyen Jenerasyon

 Z kuşağı doğdukları çağ itibariyle dijital dünyayla iç içe bir nesil. Bu sebeple, dijital öğrenme araçlarının eğitimle birleştirilmesini bekliyorlar ve bu araçların isteğe bağlı ve kolay ulaşılabilir olmasını bekliyorlar. Çünkü onlar için eğitim sınıflardan ibaret değil. Her an her yerde öğrenebilmek istiyorlar.

Sabırsız, sonuç ve gelecek odaklı olan bu kuşak şimdiden üniversite hayatlarını hatta ve hatta kariyerlerini planlamaya, bu planları için çalışmaya başladılar bile.

Ben jenerasyonu olarak da adlandırılan bu bireylerin özgüveni çok yüksektir. Bu sebeple de iş ve eğitim yaşamlarında farklı sorumluluklar almayı isterler. Çünkü onlar hoşgörüyle yaklaşıldığında bulundukları ortama artı değerler katar, iş hayatını ve toplumun dinamiklerini olumlu yönde geliştirebilirler. Bu bağlamda özellikle eğitimcilerin ve yöneticilerin bu jenerasyonla sağlıklı iletişim kurmak ve pozitif ilişkiler geliştirebilmesi için doğru stratejileri kurması oldukça önemlidir. Velilerin ve bu kuşakla çalışan eğitimcilerin, iletişimin merkezine hoşgörüyü koyarak hareket etmesi, fevri tutumlardan kaçınması ve tatlı sert bir otorite oluşturması ilişkilerin sağlıklı ve pozitif yönde ilerlemesini sağlayacaktır.

Kaynak: Nihan Karahan, Psychologies, Z Kuşağı ile İletişim, Eğitimpedia, Z Kuşağı Eğitimdeki Değişimi Nasıl Şekillendiriyor,