İzmir Özel Türk Koleji

EĞİTİM

OYUNUN GÜCÜ

Hiçbir şey oyun oynayan bir çocuk kadar doğal olamaz. Bebekler bir süre sonra yemek yemekten ve uyumaktan daha çok ebeveynleriyle ve etraflarındaki dünyayla oyun oynamaya başlarlar. Kendi hallerine bırakıldıklarında küçük çocuklar karakterler ve hikayeler icat edecekleri hayali oyunlara dalarlar. Akranlarıyla bir araya getirildiklerinde çocuklar neredeyse içgüdüsel olarak oyunlar kurar ve etkinlikler düzenlerler. Oyun çocukluk için o kadar temel bir şeydir ki, hapishane ya da toplama kampları gibi en korkunç koşullarda yaşayan çocuklar arasında bile görülür. Çocukların refahı için o kadar önemlidir ki, Birleşmiş Milletler oyunu barınma ve eğitim haklarına eşdeğer bir temel insan hakkı olarak görür. Yakın zaman öncesinde, çocuklar nihayet tarlalarda ya da fabrikalarda çalışmaktan muaf tutuldu (ki bunu uzun yıllar yaptılar) ve kendi başlarına oynamalarına izin verildi. Bu yüzden 20’inci yüzyıl çocukların oyun zamanının “altın çağı” olarak görülüyor.

Bilim insanları serbest oyunun çocukların sadece yapmaktan zevk aldığı birşey değil, yapmaya ihtiyaç duydukları bir şey olduğunu biliyorlar. Oyun çocukları fiziksel olarak aktif tutuyor. Oyun dostu 1970’lerle kıyaslandığında bugün üç katına çıkmış olan obezite oranları düşünüldüğünde, konunun ne kadar önemli olduğunu siz düşünün. (Erken yaşta edinilen alışkanlıklar önemli. 2005 yılında yapılan bir çalışmaya göre 9 ila 18 yaş arasında en aktif olan çocuklar, hayatlarının ileri yıllarında da en aktif kalanlar oldu.) Oyun aynı zamanda çocukların zihinlerine ve yaratıcılıklarına da alıştırma yaptırıyor. Oyun çocuklara, birlikte çalışmayı ve aynı zamanda yalnız kalmayı en çok öğreten şey. Kısacası oyun çocuklara insan olmayı öğretiyor.

Çocukların neden oyun oynadıklarını anlamanın en iyi yolu hayvan yavrularının davranışlarına bakmaktan geçiyor. Primat ve diğer pek çok hayvan yavrusu oyun oynarken, agresif gibi görünebilen faaliyetlerinin diğer hayvanlar tarafından ciddiye alınmaması için – tıpkı şakalaşan çocukların gülümsemesi gibi – karakteristik bir yürüyüş ya da işaret gösteriyorlar. Hayvanlar arasında oyun çevre koşullarına, çocuklar arasında olduğundan daha bağlı. Kuraklık ve gıda kıtlığı dönemlerinde hayvan yavruları oyun oynamayı bırakıyorlar. Ancak oyunun hayvanların beyinleri üzerinde çok büyük bir etkisi vardır. Araştırmacılar oyunun insan yavrularının beyinleri üzerinde de benzer etkisi olduğuna inanıyor.

Pek çok hayvan gibi, fareler ve kediler, ergenlik tavan yapmadan önceki yıllarda giderek artan bir sıklıkla oyun oynuyor ve insanlardan farksız bir şekilde yetişkinlik dönemlerinde oyun sıklıklarında düşüş başlıyor. Beynin, kas aktivitesini koordine eden ve regüle eden bölümü olan beyinciğin gelişimi de aynı ivmeyi izliyor, yani çocukluk döneminde hızla büyüyor ve ergenlikten sonra düzleşiyor. Bilim insanları bu iki olgunun birbirine bağlı olabileceği teorisini ortaya atıyor. Lethbridge Üniversitesi’nde nörobilimci olan Sergio Pellis tarafından gerçekleştirilen bir deneyde, iki grup fare doğumundan itibaren araştırmacılar tarafından büyütüldü. Bir grubun diğer yavru farelerle oynamasına izin verilirken, diğer grup oyundan uzak tutuldu ancak yetişkin farelerle normal etkileşimlerine devam ettiler. Oyunsuz ortamda yetiştirilen farelerin prefrontal korteksindeki – memelilerde beynin merkezi – nöron modelleri, oyun oynamalarına izin verilen farelere göre daha az olgunlaşmıştı.

Pellis’e göre henüz yavruyken oyun oynamak bir hayvana – ve bir çocuğa – doğuştan var olan ve olgunlaşma sürecine yardımcı olan kortikal beyin hücrelerinin aşırı fazlalaşmasını engellemeyi sağlıyor. Çocuklar dünyayı ve birbirlerini nasıl yönlendireceklerini keşfettikçe oyunun pozitif stresi altında beyin kendini yeniden yapılandırıyor. 

Oyunun belirgin rastlantısallığı aslında onun gizli dehası. İnsanoğlunu diğer hayvanlardan farklı kılan şeylerden biri de yaratıcılık, esneklik ve uyum sağlama özellikleri. Bu, tam da yetişkinlerin yapılandırmasının olmadığı serbest oyunun teşvik ettiği şey. Kendi kendilerine eğlenebilen ya da birbirleriyle oynayabilen çocuklar, ileride karşılaşacakları zorluklara nasıl uyum sağlayabileceklerini bilinçsizce öğreniyorlar. Bu, özellikle çocukların temel özelliklerinden biri olan taklit oyunu için geçerli. (Bildiğimiz kadarıyla farelerin hayali arkadaşları bulunmuyor.) Bu tür oyun, bir çeşit eğitim olarak da düşünülebilir. Bu sebeple serbest oyun zamanının yerini yapılandırılmış faaliyetlerin ya da ekran zamanının alması konusunda ciddi endişe duymalıyız.

Bir okul bahçesini gözlemleyen herkes, çocukların gruplar halinde oynayacak şekilde aniden nasıl organize olabildiklerini bilir. Birlikte oynamak – ve ebeveynlerle birlikte oynamak – bir başkasının değişken hareketlerini öngörebilmeyi ve buna tepki vermeyi ve karşıdakinin arzularını yorumlamayı öğretiyor. Oyun çocuklara grup halinde birlikte çalışmayı ve paylaşmayı, uzlaşmayı ve çatışmaları çözmeyi öğretiyor. Özellikle de ebeveynler ve diğer yetişkinler sorunları kendi başlarına çözmeleri için çocuklara alan bıraktıklarında.
 

İyi haberse, yıllar boyu çocukların serbest oyun zamanlarından kıstıktan sonra “aklı başında” okulların ve ebeveynlerin her yaştan çocuğun serbestçe gezinmelerine izin vermenin faydalarını anlamaya başlamaları. 2013 yılında Amerikan Pediatri Okul Sağlığı Konseyi’nin yayınladığı bir bildiride şöyle yazıyor: “Güvenli ve iyi denetlenen teneffüs, bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel faydalar sunar.”

Test ve yoğun akademik rekabet çağında çocukların oyunsuz da yapabileceğine inanmak çok kolay. Ancak serbest oyun, hiçbir robotun sahip olamayacağı iki önemli becerinin gelişimini teşvik eder: Yaratıcılık ve takım çalışması. Tıpkı en yaratıcı ve yenilikçi liderlerin en iyi fikirlerini bulmak için işten uzak kalmaya ihtiyaç duymaları gibi, çocuklar da okuldan, ekranlardan ve hatta yetişkinlerden uzak kendi başlarına oyun oynayacakları zamana ihtiyaç duyarlar. Bunun karşılığını ileride mutlaka alacaklar. Hatta daha da fazlasını hemen ve o anda hissedecekler. Çünkü unutmayalım, oyun eğlencelidir. Ve bu en önemli şeydir.

Kaynak: http://time.com/4928925/secret-power-play/