İzmir Özel Türk Koleji

GÜNEŞ SİSTEMİMİZİN YAŞAM ÖYKÜSÜ

Günlük yaşam uğraşlarımızın bizi yakın çevremize odaklamasıyla uçsuz bucaksız bir evrenin parçası olduğumuzu çoğu zaman unutuyoruz. Üzerinde yaşadığımız ve bize çok büyük görünen bu gezegen Güneş Sisteminin sadece küçücük bir parçası. Bu sistemin oluşumu ve ömrü bahsinde telaffuz edilen zamanlar ise büyük ölçüde günlük uğraşlarımızla harcadığımız ömrümüzün kısalığını yüzümüze vurur nitelikte.

 

Güneş Sistemimizin oluşumu Büyük Patlama’dan yaklaşık 9 milyar yıl sonra başladı. Başlangıçta dev molekül bulutunun içinde gaz ve tozdan ibaretti. Bu gaz ve toz 4.6 milyar yıl önce bir şekilde toplanmaya başlayınca sistemimiz de oluşmaya başladı. Dev molekül bulutunun içindeki yüksek yoğunluklu bölge büyük çekimi etkisiyle toplanmaya başladı. Merkezde toplanan bu maddenin büyük bir kısmı Güneş’i oluşturdu. Geri kalan madde ise genç Güneş’in etrafında toplanmaya başladı ve boyutları henüz birkaç kilometreyi geçmeyen bebek gezegenler oluşmaya başladı. Toplanan madde Güneş etrafında disk oluşturdu. Devam eden birikme zaman içinde dev gaz gezegenlerin de oluşmasına katkıda bulundu. Bu dönemde sistemin Güneş’e yakın olan kısmı Merkür kadar büyük cisimlerle dolup taşıyordu. Bunlardan biri Dünyamıza çarparak Ay’ın oluşumunu başlattı. Gaz devler ise yüksek çekimlerinin yardımıyla Güneş Sistemi’ndeki cisimleri yakalayarak yeni uydular edindiler. Sistemimiz başlangıçta epey sıkışıktı, zamanla genişledi ve kalan gaz ve toz Güneş Sistemi dışına atıldı. Günümüzde sistemimiz soğuk ve durağan. Ancak 5 milyar yıl sonra Güneş bir kırmızı deve dönüşecek ve şu anki büyüklüğünün 8 milyon katına ulaşacak. Bu evrede büyük olasılıkla Merkür ve Venüs’ü yutmuş olacak. Dünya ise böylesi büyük bir yıldızın sıcaklığına dayanmayıp kavrulacak. Bugünden 6.5 milyar yıl sonra ise Güneş dış katmanlarını dışarıya savurarak bir gezegenimsi bulutsu oluşturacak. Bu sırada gezegenler birbirleriyle çarpışacak ya da yörüngelerinden çıkacaklar. 8 milyar yıl sonra ise Güneş oksijen ve karbondan oluşan, şimdikinin 100 katı kadar parlak ancak büyüklüğü birkaç kilometre ile ölçülen bir beyaz cüceye dönüşmüş olacak. 10 milyar yıl sonra son yakıtı da bittiğinde üzerindeki maddeyi yakmayacak kadar küçük olduğu için soğuyacak ve artık ışık saçamayan bir cisim olan kara cüceye dönüşecek. Bu son adım Güneş sistemimizin de son evresi olacak.

               

Güneş Sistemimizin son evresi kadar uzak bir geleceğe bugün Dünya üzerinde yaşayan ve canlı olarak nitelendirdiğimiz hiçbir varlığın tanık olamayacağı ortada. O yüzden bu ay, geceler yeterince uzunken, hava durumunun izin verdiği ölçüde gökyüzüne bakıp sistemimizin elemanlarının tadını çıkaralım. Dürbün veya küçük bir teleskop ile bu gözlemleri daha ilginç hale getirebilirsiniz. Ocak ayında Venüs en parlak gezegen ve gün batımından sonra 2 saat süreyle batıda gözlenebilir. Mars parlak değil ve tıpkı Venüs gibi batı ufkunda ve ayın ilk günlerinde ona yakın. Jüpiter gece yarısından sonra doğuda yolculuğuna başlayıp gün doğumuna kadar gözlenebilir. Satürn gündoğumundan önce doğudan yükselmeye başlıyor ve ay sonuna doğru gözlem süresi uzuyor.