İzmir Özel Türk Koleji

MERAKLISINA

İklim değişiklikleri karakterimizi nasıl etkiliyor?

İnsanların karakterini biçimlendiren faktörlerden birinin, yaşadıkları yerin iklimi olduğu uzun süredir düşünülüyordu. Bu konuda yapılan yeni bir araştırma, bu teoriyi doğrular nitelikte. Araştırma sonuçları, insanların doğup büyüdüğü yerlerdeki sıcaklığın kişilik özelliklerinde birtakım değişikliklere yol açtığını doğruluyor. Ancak, iklimin tek etken olmadığını savunan ve farklı ülkelerde benzer koşullarda yaşayan kişilerin karakterleri arasındaki farka dikkat çeken araştırmacılar da mevcut.

Şimdiye dek, iklim değişikliklerinin karakteri nasıl etkilediği konusunda yeterli bilgi yoktu. Ancak son zamanlarda araştırmacılar özellikle sıcaklık değerleri üzerinde duruyor. Pekin Üniversitesi profesörlerinden Lei Wang’in başını çektiği bir araştırma, dünya üzerinde çeşitli yerlerde sıcaklığın birbirinden çok farklı oluşunun, kişilerin öncelikle alışkanlıklarını etkileyerek kişiliklerini biçimlendirdiğini gösterdi. Yani insanlar, yaşadıkları yerin sıcaklığına bağlı olarak birbirleriyle sosyal etkileşimlere girecek alanlar belirliyor. Hatta imece usulü yaşamın sınırlarını belirleyen de, diğer tüm toplumsal etkilerden çok sıcaklık oluyor.

İklim değişiklikleriyle kişilik özelliklerinin karşılaştırılması, yüzyıllardır bilimle uğraşanların dikkatini cezbetmiş bir konu. Ünlü ilim insanı İbn Haldun da Mukaddime adlı eserinde, hava ve iklim şartlarının insan ahlakı, huyu, mizacı, ruh yapısı ve buna bağlı olarak da hal ve hareketleri üzerindeki etkilerini, farklı kavimlerin davranışları üzerinden açıklamıştı. İbn Haldun, Sudan halkını aşağıdaki şekilde tahlil etmişti:

“Hafifliğin, aceleciliğin, zevk ve keyfe fazla düşkün olmanın umumiyetle Sudanlıların (ve zencilerin, karakterlerinden) huylarından olduğunu görmüşüzdür. Bunların her nağmeye ve çalgıya göre raks etmeye (dans etmeye) düşkün oldukları ve her yerde ahmak olmakla nitelendirildikleri görülmektedir… Hararet, sıcak iklimde yaşayan Sudanlıların/zencilerin yapılarına ve oluşumlarının özüne işlemiştir. Nefislerindeki hararet de beden ve iklimlerindeki hararet oranındadır.”

Çin’in ılıman iklim insanları ABD’ninkilere karşı

Ancak araştırmacılar insanları sıcak yerlerde yaşayanlar ve soğuk yerlerde yaşayanlar olarak ikiye ayırmakla yetinmediler. Sıcaklığın yaklaşık 22 derece seviyesinde olduğu ılıman iklimlerde yaşayanlarla, daha uç noktalarda, çok düşük ve çok yüksek sıcaklıklarda yaşam koşullarını da incelediler. Bunun için, kültürel ve coğrafi olarak birbirinden ayrı olan Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’ni mercek altına aldılar. Amaç ikisi de büyük ve kalabalık olan bu ülkelerdeki insanları karşılaştırırken, iklim dışındaki değişkenleri olabildiğince saf dışı bırakmaktı.

Yaklaşık 5500 Çinli ve 1.66 milyon Amerikalıya ait verileri toplayıp karşılaştıran araştırmada, katılımcıların doldurduğu kişilik envanterleri baz alındı. Ilıman iklimlerde yaşayanların daha uysal, geçinmesi kolay, dışa dönük ve yeni tecrübelere açık kişiler olduğunu ortaya koyan araştırma, uç noktalardaki iklim değerlerinin ise duygu durumunu dalgalı ve dengesiz hale getirdiğini gösterdi.

Gröningen Üniversitesi’inden bir psikolog olan Evert Van de Vliert’e göre ise iklimin karakter ve kader tayininde tek unsur gibi algılanması doğru değil. “Atalarımızın ve elbette bizim, yaşadığımız yerin ürünü olan, pasif etmenler olarak düşünülmemiz doğru değil” diyen Van de Vliert, zorlu iklimlerde de insanların kendi kişiliklerini kuvvetlendirecek bilgi, birikim ve sosyal zekaya sahip olduğunu söyledi.

Van de Vliert’in esas aldığı veri ise, Çin ve ABD’de benzer zorlu iklim koşullarında yaşayanların kişiliklerinin birbirinden oldukça farklı oluşu. Örneğin, ABD’ye göre ekonomik olarak dezavantajlı olan Çin’deki soğuk iklim insanları, diğer şehirlerdeki yurttaşlarına oranla kolektif yaşam ve çalışmaya daha yatkın. Oysa ABD’de aynı iklim koşulları, daha bireyselci insanların ortaya çıkmasına neden olmuş.

Pekin Üniversitesi araştırmacıları, sıcaklığın karakter üzerindeki etkilerini tam anlamıyla kavramak için daha çok araştırma yapılması gerektiğine karşı çıkmıyorlar. Ancak, şunu belirtmeden de geçmiyorlar: “Dünya üzerinde iklim değişiklikleri devam ettikçe, toplumsal ve bireysel karakter değişiklikleri görülebilir. Bunların ne denli etkili ve geniş kapsamlı olacağı ise, gelecek araştırmaların konusu.

Kaynaklar:
Live Science
Geographica