İzmir Özel Türk Koleji

PDR MAKALESİ: SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI

İlk elektronik iletinin 48 yıl önce 1971 yılında gönderilmesi ile birlikte sosyal medya günümüzde evrensel bir fenomen haline geldi. Yeni bir iletişim biçimini ortaya koyan sosyal medya; yani etkileşime dayalı, paylaşım temalı bu yeni ortam; kullanıcıların gözdesi olmakla birlikte, kendine ayrılan mesainin çok yoğun olması sonucunu da beraberinde getirdi.

Artık rahatça şunu diyebilmekteyiz; gelişen teknoloji ile birlikte bazı hobilerimiz alışkanlığa dönüşmeye başladı. Özellikle akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle birlikte sosyal medya, hayatlarımızın vazgeçilmezi haline geldi. Sosyal medya ile ilk tanıştığımız zamanlar sadece bir iletişim aracıyken şimdilerde kendimizi ifade edebilmemizin en etkili yolu. Aynı zamanda, görünür olmak, başkalarının hayatlarına erişebilir olmak, başkaları tarafından takip edilmekten hoşnut olmak gibi durumları beraberinde getiren sosyal medya kullanımı, zamanla bağımlılık haline geldi ve bazı sorunları da hayatımıza sokmaya başladı. Bu yazıda sosyal medya bağımlılığını hem kişisel olarak değerlendirmek, hem de gençler açısından zararlarına değinmek istiyorum.

Gençler açısından değerlendirmeden önce bizler yetişkinler olarak sosyal medya kullanımını değerlendirmeliyiz. Sosyal medya bağımlılığı riskinizin olduğunu düşünüyor musunuz? Lütfen aşağıdaki maddeleri okuyunuz:

1. Sosyal medyayı ve orada olup bitenleri sürekli düşünüyorum.

2. Sosyal medyayı sürekli ve sık sık kullanma hissine kapılıyorum.

3. Kişisel problemlerimi unutmak için sosyal medya hesaplarımı kullanıyorum.

4. Sosyal medya kullanmadığımda kendimi kötü hissediyorum.

5. Sık sık denememe rağmen sosyal medya kullanımımı azaltamıyorum.

Yukarıdaki maddelerden birden fazlası sizin için uygun görünüyorsa sosyal medya kullanımınızı ve harcadığınız zamanı tekrardan gözden geçirmeniz gerekebilir. En son ne zaman akıllı telefonlarınızı bir kenara bırakmayı başardınız? Ya da hiçbir zorlama olmadan en son ne zaman 24 saat internetsiz kalabildiniz? İyi haber, yalnız değilsiniz..

Birçoğumuz akıllı telefonlarımızı ve sonsuz bir dünya vaad eden interneti yoğun olarak kullanıyoruz. Araştırmalar, günümüzde sosyal medya kullanımının normal olduğunu, problemin yalnızca ekrana bakmak olmadığını vurguluyor. Problem aslında bu durumun alışkanlık haline gelmesinden çok, sosyal hayatımızı engellediğinde, zora soktuğunda ortaya çıkıyor. Trafikte araba kullanırken bir refleks gibi sosyal medyaya göz atmak hayatlarımızı tehlikeye sokarken, sinemada akıllı telefonlarımızı kontrol etme davranışı, sanal dünyada olup biteni kaçırma kaygısına(duygusuna) yol açıyor. Çocuklar ve gençler açısından ise sosyal medya bağımlılığı daha fazla zarara yol açıyor. Tıpkı madde bağımlılığı gibi, sosyal medya bağımlılığı da ruh hali değişimlerine yol açıyor ve böylelikle davranışsal, bilişsel ve duygusal meşguliyet, bağımlılık belirtileri ortaya çıkıyor.

 

 SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞININ GENÇLERE ETKİLERİ

Gençlerden yetişkinlere kadar, sosyal medyanın varlığı iletişim şeklimizi değiştirdi. Artık ufacık bir düğmeyle dünyayı kucaklıyoruz, çok uzaklarda olanları takip ediyoruz. Yetişkinler için sosyal medya çoğu zaman haberleşme ve keşif amacıyla kullanılsa da, gençler arasında en çok mesajlaşma, takipleşme ve sosyalleşme amacıyla kullanılmakta. Özüne bakıldığında dünyayı ayağımıza getirmesi ve yeni bilgiye(doğru olan) ulaşma aracı olması açısından internetin birçok faydası var. Gençler için önemli olan doğru ve sınırlı internet kullanımı. Çünkü internet kullanımı içerisinde en yaygın olan sosyal medya kullanımının, gençlerde yaratabileceği birçok olumsuz durum var. Bunları ufak başlıklar altında inceleyelim.

Yalnızlık/ Sosyal Güvensizlik: Richard Sennett’e göre, teknolojik kitle iletişim araçlarının kamusal yaşama son vermesiyle, sanal ortamda toplumsal grupların birbirine ait bilgi birikimleri artmakta ve aynı zamanda onların yüz yüze iletişim kurmaları gereksiz hale gelmektedir. Sosyal medyanın sık kullanılması ve zamanın birçoğunun bunun üzerinde harcanması, gençlerde yüz yüze iletişim kurma sorunlarını ortaya çıkarmaktadır. Bu durum yabancılaşmayı artırmakta ve ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Kimlik Hırsızlığı: Gençlerin sosyal medya hesaplarını güvenli bir hale getirmemesi ve güvenlik ayarlarını tam anlayamaması nedeniyle problemler çıkmaktadır. Gençlerin çoğu kişisel bilgilerinin paylaşılmasının onlar için risk teşkil ettiğinin farkında değildir.

Nefret Söylemleri-Sanal Zorbalık: Özellikle 2000‘li yıllardan itibaren bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının giderek yaygınlaşması, bu gelişmelere paralel olarak gençlerin akranlarıyla olan iletişimlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi yeni bir zorbalık türünün tanımlanmasında rol oynamıştır. Siber ya da sanal zorbalık kavramı (cyberbullying), akran zorbalığı literatürü kapsamında son yıllarda sıklıkla ele alınan konulardan birisidir. Sanal zorbalığın tanımı; kendisini savunamayacak durumda olan bir kişiye karşı, elektronik iletişim araçlarını kullanarak bir ya da fazla kişi tarafından sürekli ya da tekrarlı bir şekilde uygulanan kasıtlı, saldırgan davranış olarak yapılabilir. Sosyal medyada kurulan iletişim bazen istenilen şekillerde olmadığından bu olumsuz iletişim şekli doğal olarak, siber zorbalık olarak adlandırılan yeni bir zorbalık türünün ortaya çıkmasına yol açmış gözükmektedir.

 

Kaygı/Stres: Bağımlı olunmasa da sürekli ekran ışığına maruz kalmak gençlere uyarıcı yüklemekte ve bu durum uyku sorunlarına, sinir sisteminin aşırı uyarılmasına neden olmaktadır. Sinir sisteminin uyarılmış olması da çocukların dürtüsel, huysuz ve dikkatsiz olmalarına yol açmaktadır. Fizyolojik etkisinin dışında, sürekli sosyal medyayı takip etmek, güncellemek gençlerdeki farkedilme ve popüler olma beklentilerini arttırmakta ve kaygı yaşamalarına sebep olmaktadır.

 

Zamanı Doğru Yönetememe: Uzun süreler sosyal medyada geçirilen zaman, gençlerin başka konulara zaman ayıramamasına sebep olmaktadır.

 

Arkadaş Sayısında Abartma: Gençler abartma eğilimde oldukları için sosyal medyadaki arkadaş sayılarını da abartabilmekte ve kendi aralarında kıyaslamaya girebilmektedir. Kıyaslama ile birlikte arkadaşlıklar arasında niteliksiz rekabetler ortaya çıkabilmektedir.

 

Aile İlişkileri: Gençlerin, sağlıklı, güvenli ve güçlü aile bağlarına ihtiyacı vardır. Her ne kadar gençlik yıllarında arkadaşlar ön planda olsa da aile ile kurulan doğru bağ gençleri tehlikelerden korumaktadır. Fakat doğru kullanılmadığında sosyal medyada oluşturulan arkadaşlık ilişkileri, gençlerin güvenli olduğunu düşündükleri tek sığınakları haline gelebilmektedir.

EBEVENYNLER NELER YAPABİLİR?

Eski okul arkadaşlarımızı yeniden bulmak, dünyanın başka yerlerinde yeni arkadaşlar edinmek sosyal medyanın avantajlarındandır. Gençler sosyal medyayı aileleri ve arkadaşlarıyla iletişim kurmak ve bu sayede sosyal destek almak için kullandıklarında duygusal sağlıkları olumlu etkileniyor.

ÖNEMLİ OLAN NE KADAR VE NASIL KULLANILDIĞI:

Gençler, çoğunlukla biz ne yaparsak yapalım sosyal medya kullanımı için ayırdığımız zamana uymazlar. Bu yüzden saatlere aileler tarafından müdahale edilmeli, sosyal medyada geçirilen saatler azaltılmalılar. Bunun için yapılacak en kolay yapılacak şey birlikte geçirilecek aile planları yapılması ve gençlerin ebeveynlerle bağ kurmalarını sağlamaktır.

Kısacası sosyal medya ve teknolojinin artıları bulunsa da tüm yetkiyi cep telefonu veya bilgisayara vermek, ebeveyn olarak sağlıklı sınırları çizmemek, sosyal medya hesaplarını(belki onlar fark etmeden) kontrol etmemek, gençlerin güvenliğini tehdit etmektedir.

YASAKLAMAK ÇÖZÜM DEĞİL:

Elbette ki çözüm interneti ve ya sosyal medya hesaplarını tamamen yasaklanması olmamalıdır. Böyle bir durumda günümüzde gençlerin kendilerini en iyi hissettikleri ortamdan alıkoymak demek mutlak bir ebeveyn-genç çatışmasına yol açacaktır. Çünkü böyle bir yaklaşımda, gençler, kendi duygu ve düşüncelerini önemsemediğiniz düşünecektir. Önemli olan sosyal medya kullanımının gençlere zarar verip vermediğidir. Ya da bağımlılık haline gelip gelmediğini anlamaktır. Bunu anlamanın en iyi yolu ise doğrudan gençlerle iletişim kurup konuşmak, ,ihtiyaçlarını ve alışkanlıklarını anlamaya çalışmak olacaktır. Anlayışlı ve sabırlı olunduğun da gençler üzerinde ebeveynlerin etkisi artacaktır.

TEKNOLOJİ VE SOSYAL MEDYANIN VARLIĞI VE ÖNEMİNİ KABUL ETMEK - FAYDALI HALE GETİRMELERİ İÇİN TEŞVİK ETMEK:

Gençlerin dijital ortamdaki eylemlerinin sonuçlarını anlaması, kendisini doğru ifade edebilmesi ve başkalarının paylaşımlarını eleştirel bir şekilde değerlendirme becerileri kazanmasına yardımcı olmak gerekebilir. Gençlerin sosyal medyadaki görünüşüyle ilgili sürekli kaygı duyması ve bunu takıntı haline getirmesi halinde bu eğiliminin farkına varmasına yardımcı olmak özsaygılarını artırırken, sosyal medyada geçirdikleri zamanı kendilerine fayda sağlayacak şekilde kullanmaları için gençleri teşvik etmek sosyal medya kullanımı sağlıklı hale getirecektir.

 

 

HER GENCİN AYNI ŞEKİLDE ETKİLENMEDİĞİNİN FARKINDA OLMAK:

Sosyal medya, bazı gençler için daha avantajlı olabilirken (örneğin nispeten utangaç olanlar için sosyal ağlarını genişletmek, yeni sosyal beceriler kazanmak), bazıları için daha fazla risk taşıyabilmektedir (örneğin duygusal ve davranışsal sorunlar yaşayan gençler için). Bu sebeple gençleri pek çok yönüyle iyi gözleyip tanımak sosyal medya davranışları ve ondan nasıl etkilenebileceği ile ilgili epey bilgi verecektir. 

            Sonuç olarak, sanal gerçeklik gençlere sınırsız bir özgürlük alanı sunarken aynı zamanda onların duygu ifadelerini ve ilişkilerini en aza indirmiş durumdadır. Özellikle içinde bulunduğu sosyal ortamdan memnun olmayan gençlerin sosyalleşmek için kendini sosyal medyada tatmin etmek istemeleri, sosyal medyanın gençlerde bir doyum nesnesi haline gelmesine sebep olmaktadır.  Bu yüzden gerçeklik ile sanal gerçeklik arasındaki sınırların iyi çizilmesi gerekmektedir. Çünkü sanal bağımlılık gençlerin kimlik bunalımı yaşamasına da yol açabilmektedir. Öncelikle gençlerin gerçek yaşamdaki duygu durumlarının ve davranışlarının bir değerlendirmesini yapmak ve ona göre adım atmak önem taşımaktadır. Bunun için de gençlerle empati kurmaya çalışmak, onlara sosyal destek vermek, onlara model olmak, gerektiğinde bir uzmandan (psikolojik danışman, psikoterapist gibi) yardım almak ebeveynlerin yapabilecekleri arasındadır.

 

 

  1. Babacan, M. E. (2015). Sosyal Medya Ve Gençlik. 1. Baskı. İstanbul: Açılım Kitap.
  2. CÜCELOĞLU, D. (1996). İnsan ve Davranışı, 6. baskı, İstanbul: Remzi Kitabevi.
  3. SENNETT, R. (1996). Kamusal İnsanın Çöküşü, Serpil Durak ve Abdullah Yılmaz (Çev.). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
  4. http://anilozdem.com/cte/siber-zorbalik-hakkinda-bilgiler/nasil-onlenir/
  5. https://www.psychologytoday.com/intl/blog/mental-wealth/201402/gray-matters-too-much-screen-time-damages-the-brain
  6. http://pediatrics.aappublications.org/content/pediatrics/127/4/800.full.pdf

 

  NAZLI TAN

ÇİĞLİ KAMPÜSÜ PDR UZMANI