İzmir Özel Türk Koleji

YAŞAM

Çocukları Dışarıda Oynamaktan Alıkoyan 11 Engel

The Wild Network, çocukların doğada zaman geçirmesini destekleme yönünde çalışmalar yapan, İngiltere merkezli bir kuruluş. Bu kuruluşun hedefi, çocukların açık havada gezip dolaşarak doğayı keşfetmelerini ve bilgisayar ekranlarının sahte çekiciliğinden kaçıp kurtulmalarını sağlamak. Ancak bugünlerde pek az çocuk bu olanaktan yararlanabiliyor.

Çocuklarının günlük programlarını hafifletmeleri ve denetimlerini gevşetmeleri yolunda ebeveynleri yüreklendirmek, küçüklerin başlarının çaresine bakabileceklerine onları inandırmak amacıyla çok sayıda yazı yayınladık. Ancak kimi zaman sorun serbest bırakmaktan ibaret değildir; çocukların özgürce gezip dolaşma olanaklarını kısıtlayan, toplumun oluşturduğu engellemelerin de üstesinden gelmek gerekiyor.

The Wild Network, “Bizi doğada zaman geçirmekten fiilen alıkoyan, sistemden kaynaklı 11 kapsamlı engel” olarak gördüğü şeylerin bir listesini hazırladı. Bunların neler olduğunu kavrayınca, onları aşmamız ve böylece çocuklarımıza, kavuşmaya can attıkları şeyi sağlamamız kolaylaşacak belki de. Ama göreceğiniz üzere, bunların kimileri tek başına üstesinden gelinemeyecek denli zor. Öyle ki, toplumun tümünün ve eğitim sistemlerinin kafa yapısını değiştirmeyi gerektiriyor.

Söz konusu engelleri dört kategoriye ayırabiliriz:

Korku

Tehlikeli yabancılar

Geniş ölçüde medya iletişim araçlarının pompaladığı bir kaygı olmasına, istatistiksel verilere dayanmamasına karşın; ebeveynlerin olası çocuk kaçırma eylemlerinden korkusu, küçük çocukların gezip dolaşma sürelerinin bir önceki kuşağa göre yüzde 10 oranında azalmasına neden oldu.

Riskten kaçınma kültürü

Anne-babalar çocuklarının yanındayken kullandıkları kelimelere dikkat etmelidir. Sıkça yinelenen uyarılar; ebelemece, boğuşma, salıncakta sallanma gibi en sıradan etkinlikleri bile bir korku çemberiyle sarabilir. Kenara çekilin ve bırakın çocuklar çocukluğunu yaşasın.

Tehlikelerle dolu sokaklar

Artık her yerde görülen sokak çetelerinin zorbalığı, taciz olayları ve uyuşturucu kullanımının yaygınlığı yüzünden çoğu mahallenin çocuklar için güvenli olmadığı doğrudur. Belki de sormamız gereken sorular şunlar: “Çocuklarımız büyürken, onlar için güvenli mahalleler ve daha güvenli yerler oluşturmak için nasıl bir çalışma yürütmeliyiz? Onları özgür bırakmayı, ama aynı zamanda güvenli hissetmelerini sağlamayı nasıl başarabiliriz?” Bölge sakinleri, hangi yolla olursa olsun, orada yaşayan çocukların güvenliğini sağlamanın bir yolunu bulmalılar.

Araba kazaları

Arabalar, özellikle Amerika’da, 1 ile 16 yaş arası çocuklar arasında bir numaralı ölüm nedeni. Ebeveynler bu yüzden kaygı duymakta haksız değiller, ama bu kendi başlarına üstesinden gelebilecekleri bir sorun değil. Bunun için yapılması gerekenler; tutarlı bir hukuki çerçevenin yanı sıra araçlara hız sınırı getirilmesi, yaya dostu bir fiziksel altyapının oluşturulması, bisiklet yolları inşa edilmesi gibi önlemlerdir.

Boş zaman

Zaman yoksulu anne-babalar

Her zaman çok meşgul ve çocuk bakımı konusunda destekten yoksun olan ebeveynler için çocuklarını dışarı çıkarmaya zaman ayırmak pek güçtür. Yine de bunun bir öncelik olarak ele alınması gerekir. Suya atlamalarına izin vermezsek, çocuklarımız yüzmeyi nasıl öğrenebilir ki?

Doğayı dışlayan müfredat

Okul, evden çıkmaya zaman bulamayan anne-babaların yerini bir ölçüde doldurabilirdi, ama ne yazık ki, açık hava etkinlikleri müfredatta bulunmuyor. Okulların hemen yapabileceği bir şey (en azından benim yaşadığım Kanada’da) varsa; hava bozar bozmaz ışıkları yakan sistemler kurmak yerine, güneş de açsa yağmur da yağsa, onları dinlenme aralarında dışarıya çıkarmaktır.

Oyun alanı yokluğu

Benzetmedeki kabalığı bağışlayın, ama bir an yiyecek alıverişini düşünün. Tavuk alırken şöyle demez miyiz: “Serbest dolaşan, kafeste büyütülenden iyidir elbette.” Peki ama, çocuklarımızı niye endüstriyel üretim tavuklar gibi kümese tıkıyoruz? Çocukların açık havada, hapishane mahkumlarından daha az zaman geçirdiği bir dünyada bu artık bir insan hakları sorunudur.

Açık alan sorunu:

Yok olup giden yeşil alanlar

İnşaat sektörü ve kuşa çevrilen yerel yönetim bütçeleri yüzünden hızla eriyip gitmekte olan yeşil alanlarımızı korumak zorundayız. Biraz çimen, böcekler, birkaç ağaç ve çiçeklerle şenlenmiş küçücük bir köşe bile çocuklar için iyi bir öğrenme alanı olabilir.

Oyun A.Ş.

Çocukların oyun gereksinimi bugün ticari bir konu olarak görülüyor, ama öyle olmamalı. Doğal çevre bize gizem, yaratma isteği ve türlü oyun olanaklarını bedelsiz ve bolca sunar.

Bu yüzden, çocuklarınızı kapalı oyun alanları, spor salonları veya kapalı yüzme havuzları yerine uzun bir doğa yürüyüşüne götürün. Bir kuruş harcamadan, kendinizi ödüllendirilmiş ve tazelenmiş hissedin.

Çocuklara yönelik reklamcılık (Kidvertising)

Sahip olunan nesnelerin aşırı bolluğu, doğanın insana sıkıcı görünmesine neden olabilir. Çocuklarınızın böyle hissetmesine izin vermeyin. Onları açık havayla sürekli bağlantı hâlinde tutun ki, doğanın hiç yaşlanmadığı, ama oyuncakların modası geçen şeyler olduğu akıllarından çıkmasın.

Teknoloji:

Ekran bağımlılığının yükselişi

Bilgisayarın çocukların dışarıda oynamaları önündeki bir numaralı engel olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunların yakın bir zamanda hayatımızdan çıkmayacakları da ortada. Bilgisayar bağımlılığı ile açık hava etkinlikleri arasındaki dengeyi kurmak, ebeveynler için son derece önemli bir görevdir. Bilgisayarını kapatın. Sınırlamalar koyun. “Haydi bakalım doğayla haşır neşir olma zamanı: Çevrimdışı ol, dışarıya, başka şeyleri sevmeye – bitkileri, ağaçları, güneşi, yağmuru ve bütün olağanüstü yaratıkları,” deyin.

Kaynak: https://www.treehugger.com/family/11-barriers-prevent-kids-playing-outside.html?utm_source=t.co&utm_medium=http%3A%2F%2Fowl.li%2Fm0Ej30bumcY&utm_campaign=youtube%20video