Deniz Atıklarının Karbon Yükü: İTK’lılardan İklim ve Gıda Güvenliğine Bilimsel Bakış


İzmir Özel Türk Koleji lise öğrencileri tarafından yürütülen “Deniz Atıklarının Karbon Yükü” araştırma projesi, denizlerde biriken atıkların yalnızca çevresel kirlilik oluşturmadığını; aynı zamanda üretim süreçlerinden kaynaklanan karbon ayak iziyle iklim değişikliğini tetiklediğini ve bunun da deniz ekosistemleri ile gıda güvenliği üzerinde önemli riskler yarattığını ortaya koyuyor.
Çalışma, plastik başta olmak üzere sentetik atıkların yaşam döngüsü perspektifiyle değerlendirilmesini; üretim–tüketim modeli ile sera gazı emisyonları arasındaki ilişkiyi ve artan karbon yoğunluğunun denizel üretkenlik ile balık stokları üzerindeki etkilerini bütüncül bir yaklaşımla ele almayı hedefledi.
Araştırmanın saha çalışması, Balçova–İnciraltı Kent Ormanı kıyı şeridinde gerçekleştirildi. Avrupa Birliği ile uyumlu Deniz Çöpleri İzleme metodolojisinin kullanıldığı çalışmada, 100 metrelik referans alanda sistematik atık taraması yapıldı; atıklar türlerine göre sınıflandırılarak kayıt altına alındı ve elde edilen veriler uluslararası izleme standartlarına uygun şekilde düzenlendi.
Çalışma, farklı kurumların katkısıyla çok paydaşlı bir iş birliği modeliyle yürütüldü. İzmir Büyükşehir Belediyesi Deniz Koruma Şube Müdürlüğü teknik rehberlik sağlayarak veri toplama standartları ve izleme metodolojisi konusunda destek verdi. TURMEPA İzmir Şubesi deniz kirliliği ve sürdürülebilirlik konularında eğitim desteği sundu. Sürdürülebilirlik ve Çevre Eğitim Derneği (SÜRÇED) kurucusu Doğan Karataş ise çalışmanın çevresel politika ve sürdürülebilirlik perspektifiyle değerlendirilmesine katkıda bulundu.
Saha çalışmasında plastik ve diğer sentetik atıkların yoğunluğu dikkat çekti. Araştırma, fiziksel kirliliğin ötesine geçerek bu atıkları yaşam döngüsü analizi yaklaşımıyla değerlendirdi.
Küresel ölçekte yıllık plastik üretiminin 400 milyon tonun üzerinde olduğu biliniyor. Plastik üretimi ve bertaraf süreçleri ise küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %3–4’ünü oluşturuyor. Ham madde çıkarımı, petrokimyasal işleme, enerji yoğun üretim süreçleri ve taşımacılık aşamaları yüksek karbon salımı yaratıyor.
Bu nedenle deniz ortamında görülen her plastik atık, geçmişte gerçekleşmiş karbon salımının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Araştırmada ortaya konan sistemsel ilişki şu şekilde özetleniyor:
Atık üretimi ve tüketim modeli → Karbon emisyonu artışı → İklim değişikliği → Deniz ekosistemlerinde üretkenlik kaybı → Su ürünleri arzında risk → Gıda güvenliği tehdidi
Bu yaklaşım, deniz atıklarını yalnızca yerel bir temizlik sorunu olarak değil; küresel üretim ve tüketim sistemleriyle, iklim politikaları ve gıda güvenliğiyle bağlantılı çok katmanlı bir sorun alanı olarak ele alıyor. Çalışma ayrıca karbon ayak izinin azaltılmasının yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda denizel üretkenliği ve sürdürülebilir beslenme sistemlerini korumaya yönelik stratejik bir gereklilik olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmadan elde edilen bulgular, bir podcast yayını aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılacak. Böylece gençlerin veri temelli analiz ve bilimsel yorumlama becerileriyle çevre, iklim ve gıda güvenliği arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çekilmesi amaçlanıyor.










