Okula Uyum: Rutinlere Yumuşak Bir Geçiş

Image
26 Eylül 2025
Image
7 dakikalık okuma
Image

Okula Uyum: Rutinlere Yumuşak Bir Geçiş

Öğretmenliğimin ilk yıllarında yaz bitmiş ve Pazartesi törenle okul başlamıştı, öğrencilerle beraber sınıfa girdim. Öğrencilerden birisi ders kitabını açmış hazırda bekliyordu, gözüm kitabın açılan sayfasındaki büyük başlığa ilişti, “TATİL BİTTİ” yazıyordu. Bu başlık, işini severek yapan benim bile canımı sıkmıştı. Tatil keyiflidir, neşelidir, koşuşturma içinde bir gün akışı yoktur, ödev yoktur, sabah erken kalkmak yoktur, birçok aile kuralı -yani yasaklar- tatilde esnetilir, oyuna ayrılan zaman oldukça fazladır. Yani biz yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de tatil dinlenebileceğimiz en güzel zamandır. Okul başlar ve tatil biter döngüsünü biz eğitimcilerin iyi planlaması gerekiyor. Tatilde öğrencilerin biyolojik saatlerinin değiştiğini, duygu durumlarının farklılaştığını, akademik içerikten uzak kaldıklarını, gündemlerinin farklılaştığını bilerek hareket etmek ve okul başlangıcını buna göre planlamak gerekiyor. Nasıl ki her tatil sonrası spor takımlarındaki oyuncular bir araya gelip antrenmanlara başladıklarında ani yükleme yapılmıyorsa biz eğitimcilerin de okulun ilk haftalarındaki planlarımızı ani yüklemelerden kaçınarak yapması gerekiyor. Rutinlerin oturması zamana bağlıdır, öğrencilerin bu rutinlere uyum göstermesi için okulun açıldığı ilk ay, Eylül geçişi, çok değerlidir.

Ders tasarımcısı olan öğretmenler, öğrenmenin parmak izi kadar farklı olduğunu bilirler, aynı anlayışla her öğrencinin okula uyum sürecinin farklı olabileceği bir gerçektir. Özellikle kademe geçişlerinde yani ilkokula, ortaokula, liseye başlayacak öğrenciler için bu yeni serüven önemli bir bilinmezdir. Bu bilinmezde her öğrencinin ilk ihtiyacı “güven”dir. Zorlandığında destek alabileceği bir yetişkinle kuracağı güçlü ilişkidir. Akademik gelişim önceliğinden çok öğrencilerin en güvenli yerden, evlerinden kopararak geldikleri bu mekanlarda güvende olmaya ihtiyaçları vardır. Bir diğer önemli engel, seviye geçişinde ya da tayin vb. nedenle öğretmeni değişen sınıf seviyeleridir. Bir yıl boyunca beraber olacakları öğretmenle kurulacak güçlü bağın tohumları okulun ilk günlerinde atılır. Yine okula uyum sürecinde öğretmen-öğrenci arasında kurulacak olumlu ilişkiden sonra dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ilk kez karşılaşılan derslerdir. Liseye başlayan bir öğrenci daha önce Fen Bilimleri dersinin içinde farklı alanlar görmüş olsa da Kimya, Fizik ve Biyoloji dersi ile birebir lisede karşılaşacaktır. Bu ilk tanışmalar önemlidir. Bir öğrencinin yeni karşılaştığı derslerde başarılı olmasının ilk koşulu dersi sevmesinden geçmektedir. Örneğin Kimya dersinde müfredatı yetiştirme kaygısıyla akademik içeriğe hızla giriş yapmak ve yıl boyu bu koşuya devam etmek öğrencilerin bir kısmının ilgi duymadan bir şeyler yapma çabası ile sonuçlanmaktadır. Şurası bir gerçek ki öğrenciler sevdikleri ve ben yapabiliyorum dedikleri derslerde daha başarılı olmaktadır.

Okulun başlamasıyla birlikte öğretmenlere düşen yük kadar rehberlik servisinin adımları da öğrencilerin okula uyumlarında önemli bir kolaylaştırıcılık sağlar. Tanıdığı grupla çalışacak olan rehber öğretmenlerin kısa da olsa öğrencileri ile birebir görüşüyor olması, onları özellikle okulun açıldığı ilk hafta gözlemliyor olması, tatil dönüşü okula nasıl bir duygu değişimi ile geldiklerini ve ihtiyaçlarını fark etmek adına oldukça önemlidir. Öğrenci sayısı fazla olan okullarda, okul açılmadan velilere gönderilecek bir formla veri toplamak kolaylaştırıcı olabilir. Öğrencinin yaz tatilinin nasıl geçtiğini sormak, ailede, okulun bilmesi gereken bir değişim (kayıp, hastalık, ayrılık vb.) olup olmadığını öğrenmek önleyici rehberlik adına işlevsel olabilir.

Okula uyum sürecinin bir adımı okul profesyonellerinin işiyken bir diğer önemli parçası ailelerin tutumudur. Hiç unutmuyorum kendi öğrencilik yıllarımda babam, “Okul başladığında göreceksin sen!” cümleleri ile başlayan olumsuz cümleleri üst üste sayardı. Ailelerin tatilin sonları yaklaşırken kuracakları cümlelere dikkat etmesi gerekiyor, “Okul başlasın bak tablet, telefon, televizyon görecek misin sen?”, “Şimdi dilediğince oyna bakalım, okul açılsın bak oyunu görürsün!” tarzındaki olumsuz cümleler okulu bir hapishane gibi göstermek dışında bir şeye hizmet etmemektedir. Hepimiz biliriz ki tatilde, havanın geç kararmasının etkisiyle uyku saati ileriye atılır. “Akşam yatmak bilmiyor, sabah kalkmak bilmiyorsunuz.” cümlesi tam yaz tatillerinin cümlesidir. Bu örnek üstünden gidelim ve okulun başlangıcına hazırlığa bakalım. Bir aile geç yatan ve geç kalkan çocuğuna sesleniyor, “Haftaya okul başlayacak böyle geç yat da sonrasında göreyim ben seni, beni niye uyandırmadınız deme bana sonra…” Bu örnekte havada uçuşan tehditler dışında çocuğa iyi gelen ona destek olan bir şey yok. Ne bekliyoruz aileden? Yatma saatinde değil belki bir akşam yemeğinde ona yöneltilecek bir soru: “İki hafta sonra okul başlıyor, bu sürece nasıl hazırlanmak istersin?” gibi. Muhtemelen bu örnek üstüne şu geçti zihninizden: Buna bizimki bir şey demez ki omuz silker geçer. Muhtemelen doğrudur fakat burada yetişkin olanın biz olduğunu unutmayalım. Bizim de çocuğumuzla birlikte onun okul sürecine hazırlık yapmamız gerekiyor. Yani biz televizyon karşısında film izlerken hadi git sen yat okulun başlayacak demek hiç adil değil. Senin okulun başlayacak benim de işimde zorlu bir zaman başlıyor, biraz erken odamıza gidelim, kitap okuruz vb. cümlelerle çocuğumuza eşlik ederek destek vermek anlamlı olacaktır.

Okulun başlamasıyla birlikte özellikle kaygılı ebeveynler çocukları okuldan eve geldiklerinde onları okula dair sıkıştırmaya başlarlar. Okulun ilk günü nasıl geçti, kimlerle tanıştın, hangi derslerin vardı, hangi öğretmenini sevdin, öğlen ne yedin vb. Bu sorular anne-baba tarafından ilgi göstermek olarak düşünülse de çocuk açısından bir eziyete dönüşebilir. Özellikle okulun ilk günlerinde anne babanın çocuğa eşliği okula uyum açısından önemlidir, buradaki eşliğin ölçüsü çocuğun attığı adımı takip etmektir. O anlattığında can kulağıyla dinlemek, gerçekten bu anlatılana dair merak edilen bir şey varsa sormak gibi. Yine okula uyum sürecinde iki uç süreç vardır, öğrencinin çantası ve okul giysilerinin düzenlenmesi. Kimi aileler bu senin sorumluluğun diyerek kenara çekilir, kimi aileler de çocuğun yapması gereken tüm işleri, defteri çantaya koymak buna dahil, kendileri yaparlar. Bu okula hazırlanma sürecinde çocuğumuza ihtiyacı ölçüsünde geçişli bir destek vermek daha etkili olacaktır.

Unutulmamalıdır ki kaygı bulaşıcıdır, aileler çocuklarını gönderdikleri okullara ve bu okullarda çalışan öğretmenlere güvenmelidir. Ailelerin içi ne kadar rahat olursa çocuklar bu süreci o kadar rahat atlatacaktır.

Bir çocuğun büyüme yolculuğunda en değerli öğrenmeleri akran öğrenmeleridir bu açıdan okullar geçmişte olduğu gibi günümüzde de özellikle duygusal gelişim açısından önceliklidir. Okula uyum süreci bu önemli parçanın ilk adımıdır, ayakların geri geri gitmediği okullar mümkün, yeter ki biz eğitimciler ve aileler sürecin neşeli kısımlarına odaklanıp onlara eşlik edelim.